"Tüketime değil üretime dayalı büyüme olmalı"

TÜİK'in açıkladığı 2023 2. çeyrek büyüme rakamlarını değerlendiren İzmir iş dünyasının oda başkanları, tüketime dayalı büyümeye temkinli baktılar

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Büyümede süreklilik son derece önemlidir. Ancak büyümenin yüksek enflasyon ve yüksek cari açık ile gerçekleşmesi, gelecek dönemler için büyüme beklentileri açısından risk oluşturmaktadır” dedi. İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener de “Harcamalar açısından bakıldığında, 2. çeyrekteki büyümenin neredeyse tamamının özel tüketimden kaynaklandığını görüyoruz. Geçen yılın aynı dönemine göre %15,6 oranında artan tüketim, genel GSYİH büyümesine %10,7 oranında katkı sağlamış oldu” diye konuştu.

 

“Sanayi sektörü için yılın 2. çeyreği kayıp”

Ekonominin son dört çeyrektir büyümesinin sevindirici olduğunu, ancak büyümenin önceki dört çeyrekteki yüzde 8,2’lik büyümenin gerisinde kaldığını belirten Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Türkiye, yılın 2. çeyreğini yoğun seçim konjonktüründe yaşadı. Seçimlerin yanında ekonomik birimlerin seçimler sonrasına ilişkin özellikle enflasyon, faiz ve döviz kurlarına yönelik beklentileri de ekonomik faaliyetleri yoğun olarak etkiledi. Özel tüketimin öne çekildi, kamu tüketim harcamalarında gaza bastı. Yılın 2. çeyreği olağandan farklı koşulların hüküm sürdüğü, beklentilerin realize edildiği bir dönem oldu. Dünya ekonomisinde, özellikle ihracatımızda ilk sıralardaki ülkelerdeki yavaşlama büyüme üzerinde etkili oldu. Bu koşullarda Türkiye ekonomisi önceki üç çeyreğe yakın olarak yüzde 3,8 oranında büyüdü. Ekonominin son dört çeyrektir ortalama yüzde 3,8 dolaylarında istikrarlı büyümesi sevindirici olmakla birlikte, önceki dört çeyrekteki yüzde 8,2’lik büyümenin gerisinde kaldı. Büyümede süreklilik çok önemli. Büyümenin yüksek enflasyon ve cari açık ile gerçekleşmesi, gelecek dönemler için büyüme beklentileri açısından risk oluşturuyor. Tüketimin domine ettiği büyümenin sonuna gelindiğinin sinyalleri de belirginleşiyor” diye konuştu.

 

Yorgancılar, “Büyüme verilerine bakıldığında, yılın 2. çeyreğinde büyümeyi üretim yönünden yüzde 6,4 ile hizmetler, yüzde 6,2 ile inşaat sektörü, harcamalar yönünden yüzde 15,6 ile özel tüketim ve yüzde 5,3 ile kamu tüketimi, yüzde 5,1 ile yatırımlar çekiyor. Kamu tüketimini seçimler, özel tüketimi fiyat artış beklentileri, yatırımları ise kurlardaki artıştan korunmak amacı etkiliyor. Türkiye’nin aşırı tüketim ile büyümesi, mal ve hizmet ithalatının yüzde 20,3 artarken ihracatın yüzde 9 gerilemesi, dış kaynak ihtiyacını ve dolayısıyla da kurlar üzerindeki baskıyı artırıcı bir etki yarattı” dedi.

 

2023 2. çeyreğinde sanayi sektörü performansının üzücü olduğunu dile getiren Yorgancılar, “Yoğun belirsizlik, öngörülemezlik ortamında sektörün yüzde 2,6 oranında küçülmesi kaçınılmazdı. Sanayi sektörü küçülürken, tarım sektörünün cari nüfus artışının gerisinde yüzde 1,2 büyüyebilmesi, gıda enflasyonu ve fiyat-ücret-fiyat sarmalı yarattı. TÜİK verilerine göre yılın 2. çeyreğinde sanayide reel brüt ücretler yüzde 45,5 oranında artarken kişi başına emek verimliliği yüzde 4,2 oranında geriledi. Sektörde emek maliyeti çok yüksek oranda arttı. 2. çeyrekte sektörde istihdamın sadece binde 8 artması, bu maliyet artışının doğal sonucu. Böyle devam ederse sanayicimiz daha fazla sermaye ve teknoloji yoğun üretim tekniklerine yönelecek ve işsizlik artmaya devam edecek” ifadesini kullandı.

 

Son çeyrekte kur artışlarının maliyetlerin altında kalmasının etkisiyle imalat sanayi ihracatının yüzde 5,8’lik gerilediğini belirten Yorgancılar, şunları söyledi; “Sanayi için yılın 2. çeyreği kayıp. Yatırımların ilk çeyrekte yüzde 3,7, 2. çeyrekte yüzde 5,1 büyümesi ümit verici. İnşaat yüzde 2,5 büyürken, makine ve teçhizat yatırımlarının yüzde 7,4 artması, sanayinin belirsizliğe rağmen üretim kapasitesini artırma çabasını gösteriyor. Türkiye yol ayrımında. Ya sanayileşmeyi önceleyen ve ihracatı güçlendiren kulvara ya da spekülatif dış kaynak girişiyle zorlanmış, tüketim geçişli büyümeyle artan kırılganlık kulvarına gireceğiz. Ekonomi politikalarındaki değişim ümitlendirmekle birlikte bütünsel ekonomi programına ihtiyaç çok açık. Eylül’de açıklanacak olan yeni orta vadeli programın ümit vermesini ve kılavuzluk yapabilmesini diliyoruz. Yolumuz zorlu ve uzun, güçlü ve bütünsel ekonomik program, ortak akıl ile bu sorunları aşabileceğimize inanıyoruz. Kurtuluş Savaşı ve sonrasında başarılanlar, bu ülkenin insanının her türlü zorluğu aşabilecek toplumsal genetik yapıya ve idealizme sahip olduğunu ortaya koydu.”

 

“OECD’nin en hızlı büyüyen ikinci ülkesi olduk”

İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener de 6 Şubat depremlerinin 2023 GSYİH büyümesi üzerinde %1-1,5 olumsuz etki yaratmasını beklediklerini belirterek, “Başta AB olmak üzere küçülen küresel ticaret hacmi, dünyada yüksek enflasyon ortamı nedeniyle uygulanan daraltıcı para politikası uygulamalarına rağmen % 3,8 büyümemiz memnuniyet verici. Piyasa beklentisi olan %4,0-4,5'in altında kalsa da OECD'nin en hızlı büyüyen ikinci ülkesiyiz. G20’de üçüncü sıradayız. Harcamalar açısından, 2. çeyrekteki büyümenin özel tüketimden kaynaklandığını görüyoruz. Geçen yılın aynı dönemine göre %15,6 oranında artan tüketim, GSYİH büyümesine %10,7 oranında katkı sağladı” dedi.

 

İhracatta %9'luk daralma, ithalat %20,3 artışın ihracatın katkısını - %6,3’e çektiğini söyleyen Özgener, şöyle konuştu; “Yatırımlardaki yüzde 5,1'lik büyümede makine-teçhizat yatırımlarında yüzde 7,4, inşaatta yüzde 2,5 artış var. Yeni istihdam olanakları yaratma ve ekonomik büyümeyi hızlandırmada önemli role sahip sanayi sektöründe geçen yıl aynı döneme göre yüzde 2,6 oranında daralma yaşandı. 2. çeyrek büyümesinin lokomotifi %6,4 ile hizmetler ve % 6,6 ile diğer hizmetler sektörleri. Çalışan tazminatlarının GSYİH’deki payı, geçen yılın aynı dönemindeki %25,3’den, 2. çeyrekte %34,3'e çıktı. Büyümeyi yaratan ana etken tüketim olunca, büyüme enflasyon ve cari açığa yol açıyor. Bu durum sürdürülebilir değil. Büyüme rakamları, Eylül’de açıklanacak Orta Vadeli Programın önemini gösterdi. Programın, önümüzdeki dönemle ilgili öngörü vermesi, yatırım, harcama ve tüketimler konusunda rota çizmesi gerekiyor. Büyümenin tüketim ve inşaat sektörü ağırlıklı yapıdan, üretken sektörlerin teşviki ile sanayi üretimine ve ihracata dayalı büyümeye dönüştürülmesi için gerekli adımlar atılmalı. Sanayi, yatırım ve ihracatın eş zamanlı sürüklediği büyümenin ortaya çıkması ve sürdürülebilir olması için ekonomik büyümenin makroekonomik istikrarla desteklenmesini, enflasyonla mücadeleye devam edilmesini ve öngörülebilir hedeflerin ortaya konmasını önemsiyoruz.”

 



büyüme rakamları Ege Bölgesi Sanayi Odası İzmir Ticaret Odası Ender Yorgancılar Mahmut Özgener OECD G20